Nick :  Sifreniz :  
Sohbet

Zuha

mIRC Kalpler
Radyo Hiper TRmIRC Besiktas
Oyun mIRCiRC GonuL Fenerbahce
Zurna Bursa Izmir Galatasaray

Haşim Kılıç’tan açıklama

Mayıs 28th, 2010 |

Anayasa Mahkemesi Başkanı, “Anayasa paketinin tamamını iptal etmek söz konusu değil” dedi
28 Mayıs 2010 Cuma, 19:58:29
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa değişikliğinin iptali için yapılan başvuru hakkında, ”Tamamını iptal etmek gibi birşey söz konusu değil. 4-5 madde ile ilgili görüşülecek” dedi.

Kılıç, Azerbaycan Büyükelçiliğinde yapılan Azerbaycan Milli Günü resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Anayasa değişikliğinin iptali için yapılan başvurunun görüşülmesine ilişkin bir soru üzerine Kılıç, ”Tamamını iptal etmek gibi birşey söz konusu değil. 4-5 madde ile ilgili görüşülecek. Kurulun takdiridir. Gerekli değerlendirmeyi kurul yapacaktır” yanıtını verdi.

Kılıç, bir başka soru üzerine de, kuruldaki bütün üyelerin birer oyu bulunduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

”Ben kendi doğrularımla karar verecek değilim. Arkadaşların düşüncelerini alarak gerekli yol haritası çizilecektir. Türbanla ilgili yasada da 4. maddeden hareket ederek, teklif edilmesi mümkün olmayan konunun teklif edilmesi nedeniyle şekilden gidilerek esasa girildi. Bu konuda nasıl bir yol izlenecek ona yine karar verecek olan kurulumuz. Yalnız başıma bir değerlendirme yapmam son derece yanlış.”

AA

Hiddink ağır konuştu

Mayıs 28th, 2010 |

(A) Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü Guus Hiddink, 2016 Avrupa Şampiyonası’nı Fransa’ya veren UEFA’yı ağır dille eleştirdi.28/05/10 23:28 ABD-Türkiye Milli maçının oynanacağı Philadelphia’daki Lincoln Stadı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Guus Hiddink, ”UEFA hem futbolu geliştirmek isteyen ülkelere Avrupa Şampiyonası’nı götürmek istediğini söylüyor, hem de daha önce 2 defa Avrupa Futbol Şampiyonası’na bir defa da Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmış Fransa’ya 2016′yı veriyor. 7 üyenin verdiği karar daha önce belirttiği UEFA’nın kendi stratejisine ve felsefesiyle çelişiyor” dedi.

2016′nın Türkiye’de olmamasından büyük üzüntü duyduğunu vurgulayan Hollandalı teknik adam, ”Türk devleti de 920 milyon Avro’luk bir destek vereceğini söyledi. Bu da çok önemli bir artıdır. Ancak, yine de Euro 2016′yı Fransa’ya verdiler. Bu Türkiye için çok çok büyük bir hayal kırıklığıdır” diye konuştu.

ABD’deki kamp çalışmalarını da değerlendiren Hiddink, kampın sonuna geldiklerini belirterek çok başarılı bir çalışma dönemi geçirdiklerini söyledi.

ABD ile yarın Philadelphia’daki Lincoln Stadı’nda oynayacakları mücadelede 60 bin biletin satıldığını öğrendiklerini belirten Hiddink, sözlerini şöyle sürdürdü :

”Çok ciddi bir karşılaşma ile kampı tamamlayacağız. ABD takımı ve seyircileri karşılaşmaya yoğun ilgi gösteriyorlar. Böyle bir atmosferde sahaya çıkmak da bizim için daha iyi olacak. Kamp çok yararlı geçiyor. Oyuncuları tanımak, antrenman, maç ve kamp esnasında onları görmek güzel oldu. Maçları tribünden seyretmekten çok şikayetçi değilim. Oyuncuların karakterlerini gözlemlemek, davranışlarını görmek açısından büyük tecrübe edindim.”

”ÇOK GÜZEL BİR MİLLİ TAKIM YARATACAĞIZ”
Hiddink, bir basın mensubunun ”Nasıl bir milli takım yaratacaksınız?” sorusuna, ”Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener bana seyir zevki olan etkileyici bir takım yaratmamı söyledi” cevabını verdi. Hiddink, aynı soruya ilişkin şunları söyledi:

”Futbol Türkiye’de çok popüler, bu yüzden benim savunmaya ağırlık veren bir oyun planı yapmam zor. Türk oyuncular tekniklerini göstermeyi seviyorlar. Fakat, sadece bu yolu gösterirseniz ve kötü organize olursanız yanlış yaparsınız. Uluslararası futbol standartlarını da göz önünde bulundurarak, genel olarak oyunu kontrol etmeyi ve oyuna hakim olmayı tercih edeceğiz.”

Futbolcuların uzun bir sezondan sonra tatile gitme hayali olmasının doğal olduğunun altını çizen Hiddink, buna rağmen ABD kampında, gerek antrenmanlarda gerekse özel maçlarda hırslı ve istekli olduklarını, herkesin birbirini zorladığını gördüğünü belirtti.

Takıma kendi oyun tarzını benimsetmenin çok önemli olduğunu da ifade eden Hiddink, Avrupa Şampiyonası elemeleri için çok az vakitleri kaldığını, ABD kampında da futbolculara genel oyun planını öğretme fırsatı bulduğunu söyledi.

Basın toplantısına katılan Sabri Sarıoğlu da özel bir teknik direktör ile çalıştıklarını düşündüğünü vurgulayarak, kampın hem rahat, hem de ciddi olduğunu, çok iyi bir hazırlık dönemi yaşadıklarını belirti.

Bu da mı gol değil be!

Mayıs 28th, 2010 |

Turist Ömer’in o meşhur repliği geliyor insanın aklına ister istemez.

Bütün hazırlıkları yapıp, Fransa’da verilecek olan kararda, 2016 Avrupa Şampiyonası meraklılarını, Atatürk Havalimanı’na indirebileceğimiz sonucu bekledik.

Dünyada pek kimsenin umursamadığı Eurovision’da bize has heyecanımızdan daha öte bir anlamı da vardı Euro 2016’nın. Yani sırf Platini ekranlarda diye sportifmiş gibi görünen rekabet aslında Sarkozy düzeyinde Cenevre’de boy gösteren Fransa için biraz daha fazla anlam ifade ediyordu. Hatta rakamlara bakınca muhafazakar olmaya gerek yok. Fransa ve daha önemlisi AB ekonomisi için bu organizasyon çok çok önemli.

Rakamların “Bak sen şu uyanıklara” dedirttiği manzara için şimdiden son sözü söyleyelim: Avrupa Birliği bu organizasyonun Avrupa dışına çıkmasına ‘mümkün değil’ izin vermezdi ve vermedi de. 1960 ve 1984’te Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmış olan Fransa’nın ‘24 yılda 1 Avrupa Şampiyonası gelirini cebe koyma’ ritüeli, yine 24’üncü yıldönümünde alınan bir kararla gerçekleşti.

Türk futbolunun bir anonim şirket (A.Ş.) olduğunu düşünürsek, bu A.Ş.’nin uluslararası CEO’su da Şenes Erzik’se, ister istemez insanın aklına “Cenevre fiyaskosu Türk Futbol A.Ş.’nin CEO başarısızlığı değil midir?” sorusunu geliyor. Üstelik kararın ardından Platini’nin yaptığı bir ‘şok’ açıklama, Erzik’in koruduğu Türkiye kalelerine bırakılmış 13′üncü gol olarak kayıtlara geçmişken. Önceki 12 gol ise Avrupa’nın düzenlediği 12 Avrupa Şampiyonası’nda yenmişti.

KUMANDALARDA 7.9 MİLYAR ZAP

Şimdi bu işin ekonomisine biraz dalalım. Son iki Avrupa Şampiyonası’na ve 2006 Dünya Kupası organizasyonlarına bakmak her şeyi net bir şekilde ortaya koyuyor. Önce Türkiye’yi en fazla heyecanlandıran son Avrupa Şampiyonası, Yani İsviçre-Avusturya Euro 2008’i biraz masaya yatıralım.

UEFA’nın organizasyon öncesinde 1.2 milyar Euro olarak tahmin edilen gelirleri, şampiyonanın tamamlanmasının ardından tahminlerin biraz muhafazakar olduğunu gösterdi. İsviçre ve Avusturya’da gerçekleşen organizasyon, TV naklen yayın gelirleri, lisans gelirleri ve daha birçok gelir kalemiyle Avrupa Futbolu’nun patronuna 1 milyar 35 milyon Euro getirdi.

470 MİLYON EURO’NUN SAVAŞI

Bu paranın bir kısmı şampiyonada mücadele eden ülkelere dağıtıldı. Fakat sonuçta büyük pastayı yiyen Avrupa ekonomileri oldu. Turnuvanın Avrupa ekonomilerine toplam katkısı 1.4 milyar Euro olarak tahmin ediliyor. Elbette bu rakamlar sadece organizasyon içi harcamalar üzerinden resmi olarak kayıtları tutulanlar. En belirgin kazanç ise ev sahiplerine yani İsviçre ve Avusturya’ya ait. Finalin oynandığı Viyana kenti 100 milyon Euro kazanırken, İsviçre ve Avusturya’nın elde ettiği organizasyon kazancının net 470 milyon Euro olduğu tahmin ediliyor. Sadece Avusturya’nın turizm kazancı 375 milyon Euro. Ki bu rakamların çok fazla muhafazakar olduğu çok açık. Niye mi? Bu ülkelerin şehirlerinde 600 bini yabancı 1.1 milyon fanatik dolaştı. Her biri ortalama 300 dolarlık harcama yapsa sadece 330 milyon dolar bu futbol meraklılarının sokakta yaptığı harcamadan gelir. Bunun oteli masrafı, yol masrafı da cabası.

Artık milli seferberlik ilan etme aşamasında olduğumuz işsizliğe de geçici bir deva olacağını söylemeye gerek yok sanırım. 2008’de İsviçre ve Avusturya, 4000 kişiyi sırf bu organizasyonda istihdam etti. Ama hepsinden önemlisi turnuva boyunca televizyonların uzaktan kumandalarında, 7.9 milyar defa maçların bulunduğu kanallara zaplandı.

ALMANYA 1 KOYUP 20 KAZANDI

Portekiz’in ev sahibi olduğu Euro 2004’le ilgili en çarpıcı tespiti yapan ise yine bir Avrupa bankası, ABN Amro oldu. ABN Amro’nun raporu, bu organizasyonun sadece TV satışları, bira, meşrubat ve cips satışlarından ibaret olmadığını gösterdi: Avrupa ekonomilerini bile canlandırabilecek bir organizasyon.

2006 Dünya Kupası’nın ev sahibi Almanya’nın statlar ve güvenlik organizasyonları için yaptığı 250 milyon Euro’luk harcamaya karşılık elde ettiği gelir 5 milyar Euro’yu buldu. Yani Almanya tek organizasyonda 1 koyup 20 kazandı.

2012’de Ukrayna ve Polonya tarafından organize edilecek olan Euro 2012 için yapılan tahmini ciro 3 milyar dolar. Yani Euro 2008’e göre 2.2 kat daha yüksek bir rakam. Aynı orantıyı 2016 için yaparsak artık UEFA’nın Fransa’da “Bereket versin” diyeceği rakamın en basit tahminle 6.5 milyar Euro’yu bulması işten bile değil.

Krizle boğuşan ve her kuruşun hesabını yapan Avrupa’nın böyle bir rakamı Türkiye’ye vermek isteyeceğinden ben baştan beri emin değildim. Sonunda bize Turist Ömer’in o meşhur repliğini tekrarlamaktan başka yapacak bir şey de kalmadı: Bu da mı gol değil be!

FUTBOL İTHALATINA DEVAM

Peki bundan sonra ne olacak? Futbolu bir “ihracat kalemi” haline getirmemizi sağlayacak olan bir organizasyon kaçtı. “Belki bir Şampiyonlar Ligi Finali kapar mıyız” diye bakacağız anlaşılan. Onu da yapamazsak, futbolu ithal etmeye devam edeceğiz. Sonuçta dünyanın en büyük üçüncü futbol ithalatçısı, ya da daha açık bir ifadeyle futbolda dünyanın en müsrif üçüncü ülkesiyiz. Bizim önümüzde kim mi var? İspanya ve Almanya.

21 AKILLI, 11 MÜSRİF ÜLKE

Futbol istatistikleri sitesi Transfermarkt’ın verilerine göre, dünyada 21 ülke için futbol bir ihracat kalemi. Türkiye ise maalesef bu ülkelerden biri değil. Brezilya’nın yıllık net futbol ihracat geliri 95 milyon euroyu, Arjantin’in 66 milyon euroyu bulurken, İspanya en büyük futbol ithalatçısı olarak öne çıkıyor. İspanya’nın futbol piyasasına yaptığı yıllık harcama 200 milyon euroyu buluyor. Onu 98 milyon euroluk futbolcu ithalatıyla Almanya izliyor. Türkiye ise yabancı futbolculara ödediği yıllık 41 milyon euro (yaklaşık 82 milyon lira) ile dünyanın en büyük üçüncü futbol ithalatçısı. Bizi Fransa, Rusya, Yunanistan ve İngiltere izliyor. Sonra ise Belçika ve İtalya.

Fakat bu ülkelerin futbolcu ithalatından sağladığı faydayı göz önüne alınınca bu listede kaybeden sadece üç ülke olduğu ortada. Türkiye, Rusya, Yunanistan ve Belçika. Çünkü diğer ülkelerin liglerinin sadece televizyon haklarını satarak elde ettiği gelir, milyarlarca doları buluyor. Türkiye’nin dahil olduğu dörtlü grup izlenme oranları bazında da ithalatçı olmaktan kurtulamıyor. İşte bu nedenle dünyada ve Avrupa’da futbolun kaderini bu beşli grup (İspanya, İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere) belirliyor.

TRANSFERLERİ BİR DE BU GÖZLE OKUYUN

Şimdilik bunu değiştirecek gibi görünen pek bir şey de yok ufukta. Mehmet Topal’ın Valencia’ya ihracı, Arda’nın ise yılan hikayesi kıvamındaki Ada yolculuğu olasılığı belki bu yıl kaderimiz değişir diye umutlandırsa da, özellikle 3 büyük kulübün transfer dedikoduları şimdiden ayyuka çıkmış durumda. İsrafa yeni ithalat kalemleri eklemek için yine taraftarlar arasında infial yaratacak isimler havada uçuşmaya başladı bile.

PLATİNİ’NİN ‘ŞOK’ AMA ÇOK AÇIK SÖZLERİ…

Peki alınacak futbolcular, milyonlarca Euro’nun kimin hanesine yazılmasını sağlayacak? Yani bu dünyanın en akıllı futbol ülkeleri kimler? Tabii ki tartışmasız listenin en başında Brezilya var. Brezilya, yılda yaklaşık 95.4 milyon Euro’luk net futbol ihracatı gerçekleştiriyor. Onu 66.6 milyon Euro’luk gelirle Arjantin ve 24.2 milyon Euro’luk net gelirle Hollanda izliyor. Hatta kültüründe futbol olmayan Japonya bile 9.1 milyon liralık gelir sağlıyor futbolcu transferlerinden. Sonuç olarak altyapısı olmayan, dünyaya futbolcu ihraç edemeyen bir ülke olarak Türkiye’yi bir futbol ülkesi olarak kabul etmek doğru mu? Burası tartışılır. Bu seyir organizasyonunun çevresinde oluşan 1 milyar dolarlık ekonomi bu işin tek tesellisi. Fakat bu tip organizasyonlarda sözü geçen bir ülke olmak için o beşli grubun içerisinde yer almak gerekiyor. “Sıradaki başkan Türk olursa siz de Avrupa Şampiyonası ev sahipliğini kazanabilirsiniz.”

İşte Avrupa Futbolu’nun Fransız patronu Platini’nin yaptığı ‘şok’ açıklamanın anlamı da tam olarak bu. Yani Türk Futbol A.Ş., Avrupa Futbol A.Ş.’nin CEO’luk koltuğuna bir Türk CEO oturttuğu zaman, Türkiye için de Avrupa Şampiyonası evde oturup izlenen bir hayal olmanın ötesine geçebilir.

berkaya@haberturk.com

Yuh olsun sana Platini!

Mayıs 28th, 2010 |

HABERTURK.COM Spor Müdürü Erdem Erol yazdı…28/05/10 18:17 İlgili HaberlerErzik emekli olmalı!Suçlu Erzik!20 yıldır ne faydasını gördük?Platini ne demek istedi?Tüm ilgili haberlerUEFA Başkanı Fransız…
İkinci başkanı Türk…
Oylama sonucu 7’ye 6…
Kazanan Fransa!

En son söylenecek sözü en başta söylüyorum:
Tek kelimeyle ‘Yazıklar olsun’ diyorum.
Ama en fazla Platini’ye yazıklar olsun.

20 yıldır ne faydasını gördük?

Mayıs 28th, 2010 |

Spor yazarı Yemen Ekşioğlu, “Oraya daha bir masaya yumruğunu vuran adam lazım” dedi.28/05/10 20:15 İlgili HaberlerErzik emekli olmalı!Suçlu Erzik!Yuh olsun sana Platini!Platini ne demek istedi?Tüm ilgili haberlerHTSPOR.COM

Fanatik Gazetesi Spor Yazarı Yemen Ekşioğlu, EURO 2016 adaylığımızda Şenes Erzik’in etkisiz kaldığını vurgulayarak, “20 yıldır orada, ne faydası oldu? 20 senedir Şenes Erzik’in ne faydasını gördük de, şimdi faydasını göreceğiz” dedi.

“NE FAYDASINI GÖRDÜK?”

“Şenes Erzik’in bize nerede faydası oldu? 20 yıldır orada, ne faydası oldu? 20 senedir Şenes Erzik’in ne faydasını gördük de, şimdi faydasını göreceğiz. Oraya daha bir masaya yumruğunu vuran adam lazım. Şampiyonlar Ligi finalini Olimpiyat Stadı’na aldıysa aldı bir tek. Orada da Şenes Erzik’in ağzına bir parmak bal çaldılar. Bizim Şenes’imiz bu, biz haddimizi bileceğiz. Yeni bir Şenes Erzik yetiştirmedi ki. Veya yanına alıp götürdü mü? Gel kardeşim sende buradan alıp devam et dedi mi?

Suçlu Erzik!

Mayıs 28th, 2010 |

Halil Özer yazdı…28/05/10 18:27 İlgili HaberlerErzik emekli olmalı!20 yıldır ne faydasını gördük?Yuh olsun sana Platini!Platini ne demek istedi?Tüm ilgili haberler2016 Avrupa Şampiyonası Fransa’ya gitti. Ama nedense kimse şaşırmadı. Dosya filan önemli değil. Hele milyonlarca dolar harcanarak hazırlanan sunumlar hiç önemli değil. Oraya giden 13 kişilik icra kurulu üyelerinin oyları zaten belliydi. Bağlanan bağlanmıştı. Bize de ağlamak düştü.

Bir oy farkla bu seçimi kaybettik. Ama ben bu az oy farkına rağmen bu işin hiçbir şekilde son derece demokratik bir ortamda yapıldığı inancında değilim. Seçim günü, baştan aşağıya ‘Platini şov’ olarak geçti. Üyeleri göz göre göre etki altına aldı. Bizim Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül salona geldiğinde kılını kıpırdatmadı. Sarkozy gelince onu icra kurulu üyeleri ile tek tek tanıştırdı. Sarkozy çok karizmatik bir lider. Beden dilini iyi kullanıyor. Platini geliyor üyeleri Sarkozy ile tanıştırıyor. Ve bu tanıştırma bile planlı bir tanıştırma. Tamamen etkileme senaryosu. Hatta Platini orada kimlerin ‘kararsız’ olduğunu bile biliyordu ve Sarkozy’yi bu konuda uyarmıştı. Ve eminim Sarkozy o selamlaşmada, o kararsız üyeler ile muhtemelen daha fazla konuşmuş ve ilgi göstermiştir. Ve etki altına alması da çok kolay olmuştur. Zaten on dakika sonra oylama var. Bir kişiyi bile etkilese sonucu değiştirebilirdi. Nitekim de öyle oldu.

Biz her şeyi yaptık ama bunu yapamadık. Yapma şansımız da fazla yoktu zaten. Platini tüm gücünü ve iktidarını kullandı. Peki ikinci başkan Şenez Erzik etkili olamaz mıydı? Sayın Gül’ü Platini yerine kendisini icra kurulu üyeleri ile neden tek tek tanıştırmadı? Bence bunu yapabilirdi. Erzik UEFA’da Platini’den daha etkili ve daha eski. Özellikle yaşlı üyeler üzerinde belirgin bir gücü var. Ama bu gücünü kullanmadı. Son gün Platini’nin yaptıklarına seyirci kaldı. Kılını kıpırdatmadı. Böyle durumlarda eğer kimliğin Türkse ve böyle bir olay yaşanıyorsa ‘tarafsızlık’ filan kalmaz. Ama Erzik sürekli “Ben tarafsızım, müdahale etmem ayıp olur” sözleri ile seyirci kalmayı istedi. Eğer böyle bir günde Türkiye’ye faydası olmuyorsa söylenecek ne kalıyor geriye bilemiyorum. Hiç olmazsa bir gün etliye sütlüye karış. Başkanı Platini koltuğunu ve gücünü herkesin gözü önünde, açıkça, çatır çatır kullanırken Erzik’in bu denli sessiz kalması nasıl açıklanabilir? Muhtemelen Erzik, Türkiye kaybederse ihalenin kendisine kalacağını biliyordu. Tepkileri de tahmin ediyordu. Ama buna rağmen sessiz kalmak olacak iş değil. Neyin hesabı belli değil.

Tabii ki Erzik’e sadece biz değil bütün federasyon tepki gösteriyor. Orada yaşananlara bire bir şahitler. Erzik’in UEFA’nın Alman İcra Kurulu üyesi Teo Zwanziger ile temasa geçmesi, ikna etmesi federasyon tarafından istendi. Daha doğrusu rica edildi. Ama konuşup konuşmadığı belli değil. Ama oylamadan sonra Zwangier’in Fransa için oy kullandığı ortaya çıkınca federasyon tarafından yapılan yorumu varın siz tahmin edin. Elbette Erzik her şeyi fair-play çerçevesinde düşünüyor olabilir. Buna saygı göstermemek mümkün değil. Ama eğer başkan Platini açıkça bu kuralı ihlal ediyorsa, fair-play’i unutup sadece kendi ülkesinin çıkarlarını gözetmek adına herkesin gözü önünde çalışıyorsa o zaman o koltuktan ayağa kalkıp devreye girmek gerekir. Ya da bunu da yapmıyorsan ille de “Ben tarafsızım” diyerek kendi ülkenin haklarını korumuyorsan ve bu tiyatroyu izliyorsan oylamadan sonra hemen istifa edip İstanbul’a geri dönmek kaçınılmaz olur. Ama sayın Erzik bunu yapacak mı merak ediyorum.

Platini ilk seçildiği gün ben de oradaydım. Zagreb’de. Şu konuşmayı yaptığını çok iyi hatırlıyorum. “Futbol ufkumuz sadece birkaç ülke ile sınırlı kalmayacak. Futbolun Avrupa’da çok geniş bir çerçevede yayılması için çaba harcayacağım” dedi. Yani futbolu İngiltere, Fransa, İspanya ve Almanya ile İtalya’nın hegomonyasından kurtaracağının ve daha geniş bir kitle ile farklı ülkelerin ‘topa girmesini’ sağlayacağının sözünü vermişti. Tamamen idealistti. Ancak perde arkasında yaşanan o kadar çok olay vardı ki, bu idealist düşünceler daha o konuşma biter bitmez sona ermişti. FIFA Başkanı Blatter ve UEFA Başkanı Platini. İkisi de birbirinin seçiminde büyük rol oynadı. Kendilerini seçtirenlere büyük ödünler verdiler. Önce Güney Afrika’ya Dünya Kupası verdiler. Ardından hastanesi ve yolu bile olmayan (UEFA raporu böyle diyor) Ukrayna’ya Polonya ile birlikte Avrupa Şampiyonası uzattılar. Bu kumpasları bizim bozma şansımız hiç yok. Neyin ne olacağı, hepsi onların elinde, cebinde. Körler sağırlar birbirini ağırladı! Hepsine hayırlı olsun.

Son olarak şu var… Kesin olarak aynada kendimize bakmalıyız. Türkiye için tarihi bir olay ve medyaya bakın. Küçücük bir kutu olarak 2016 seçimini haber yapanlar bile var. Sayfalarda arayıp bulmak mümkün değil. Bu denli tarihi bir olayı ‘palavra’ transfer haberlerinin arasında küçük bir lokma yapmışlar. Hatta şunu söylüyorum ve bu kadar da ileri gidiyorum. Türkiye bu organizasyonu alamadığı için bayram eden basın mensupları bile var! Biz kendimize sahip çıkmıyoruz ki UEFA sahip çıksın.

Erzik emekli olmalı!

Mayıs 28th, 2010 |

Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe Kulübü eski yöneticilerinden Tahir Kıran, tam anlamıyla Şenes Erzik’i topa tuttu.28/05/10 21:17 İlgili HaberlerSuçlu Erzik!20 yıldır ne faydasını gördük?Yuh olsun sana Platini!Platini ne demek istedi?Tüm ilgili haberlerHTSPOR.COM

EURO 2016′nın Fransa’ya kaptırılmasından sonra UEFA 2. Başkanı Şenes Erzik’e yapılan eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor.

Futbol federasyonu ve Fenerbahçe Kulübü eski yöneticilerinden Tahir Kıran, UEFA 2. Başkanı Şenes Erzik’i ağır şekilde eleştirdi. Kıran, “Kesinlikle Şenes Erzik suçludur. Elinden geleni yapması gerekirdi, bu işi bitirmesi gerekirdi. Bundan sonra bence Şenes Erzik emekli olmalı. Artık kenara çekilmeli. Ama bu tarz insanlar kendi yerlerine adam yetiştirmezler. Alternatif yaratamazlar” dedi.

“AHDE VEFA GÖSTERMEDİ”
“Kesinlikle Şenes Erzik suçludur. Elinden geleni yapması gerekirdi, bu işi bitirmesi gerekirdi. Eğer Haluk Ulusoy TFF Başkanı olsaydı 2016 kesinlikle bizim olurdu. Şenes Erzik çok şeyleri eksik yaptı. Aslında yapması gerekenleri zamanında yapmadı. En basitinden zamanında göstermesi gereken vefayı göstermedi. Zamanı geldiği zaman oda ceremesini çekecektir mutlaka. Çünkü onu oraya gönderenlere ahde vefa göstermedi. Haluk Ulusoy memleket memleket Şenes Erzik oraya seçilsin diye gezdi. Platini’den fazla oy aldı Şenes Erzik. Şenes Erzik’in orada bütün ağırlığını koyup, 2016’yı Türkiye’ye getirmesi lazımdı.

“EMEKLİ OLMALI AMA..”
Bundan sonra bence Şenes Erzik emekli olmalı. Artık kenara çekilmeli. Onun gibi birkaç kişi daha kenara çekilmeli. Türk futbolunun önü açılmalı. TFF başkanı kesinlikle seçimle gelmemeli. Kesinlikle Başbakan, Cumhurbaşkanı veya Baklanlar Kurulu atamalı. Çünkü bu seçim süreci devam etiği sürece kulüplerin TFF üzerindeki hegemonyası bitmeyecek.

“Bak şu cezayı verirseniz seçime gideriz, imza toplarız, şunu yaparız, bunu yaparız. Bizim maçımıza şu hakemi vermezsen…” falan gibi işleri bitirecekler. Bu işler nasıl biter, ya Başbakan ya Cumhurbaşkanı ya Bakanlar Kurulu oraya birini atar. Ondan sonrada tartışma kalmaz.

“TÜRK FUTBOLUNU GEREKTİĞİ GİBİ TEMSİL ETMİYOR”
Bunun içinde Şenes Erzik’ten başlayıp yukarıdan aşağıya kadar organize edilmesi lazım. Başta Şenes Erzik. Bizim Türk toplumunda en önemli değerlerden bir tanesi ahde vefadır. ‘Ben koltuğuma oturayım da kime ne olursa olsun’ tavrını bırakacaksın. Öyle bir şey yok. Şenes Erzik orada Türk futboluna yapması gereken şeyleri yapmıyor. Türk futbolunu gerektiği gibi temsil edemiyor. Şimdi diyeceksin ki ‘Şenes Erzik orayı bırakırsa, kim olacak?’ Buradan bakarsan da kötü.

“KENDİ YERLERİNE ADAM YETİŞTİRMEZLER”

Kendi yerine adam yetiştirmedi zaten. Bu tarz insanlar kendi yerlerine adam yetiştirmezler. Alternatif yaratamazlar. Bu böyle geldi böyle gider Şenes Erzik’i daha organize etmek lazım. Daha ön plana çıkması için kendisini teşvik etmek lazım. Şenes Erzik’i oradan istifa ettirirsen, yerine adam koymanda çok zor. Önemli olan Şenes Erzik’i topa sokmak, topa sokturabilmek. Tabiri caizse kafasını tekmeye sokacak.

2016’yı kurtaracak, bu Türkiye’de olacak diyecek. Ağırlığını koyacak. Platiniye, “Sen başkansın. 2016 Türkiye’de olsun, 2020 Fransa’da osun. Yapma gözünü seveyim biz bir daha bunu göremeyiz. Bak yaşımız 60 oldu 70 oldu. Biz bir daha göreremeyiz. Şunu bir görelim” diyecek. Yani ağırlığını koymasını lazım.

Çarşı AVM’ye karşı

Mayıs 23rd, 2010 |


“Ulus”al direniş bitiyor
23 Mayıs 2010 Pazar, 16:47:57
SUNDUKLARI modern imkanlarla her geçen gün bir yenisi açılan alışveriş merkezleri, (AVM) vatandaşın gözdesi olunca, eski çarşıların kapısını çalan kimse kalmadı. Başkentte sayıları 25′i aşan AVM’ler, “eski çarşıların” deyim yerindeyse “iflahını” kesti. Bir zamanlar Başkentliler’in alışveriş deyince ilk aklına gelen mekanlar olan Ulus’taki Anafartalar Çarşısı ve 100. Yıl Çarşısı, modern AVM’lerle rekabete dayanamadı.

‘ULUS’AL DİRENİŞ BİTİYOR

Bir zamanlar Ankara’da alışveriş denince ilk akla gelen yerlerden olan Ulus’taki Anafartalar ve 100. Yıl Çarşıları, modern AVM’ler karşısında teslim bayrağını çekiyor. Esnaf kepenk kapatmaya hazırlanırken, cadde üzerindeki bazı mağazalar sosyete pazarı usulü satışa başladı

Her geçen gün bir yenisi açılan alışveriş merkezlerinin (AVM) sayısı Başkent’te 25′i aştı. Ardı ardına açılan AVM’ler, modern alışveriş imkanının yanı sıra sundukları eğlencelerle de vatandaşların gözde mekanları arasına girdiler. Ancak bir zamanlar Başkentliler’in alışveriş merkezleri olan Ulus’taki Anafartalar Çarşısı ve 100. Yıl Çarşısı, rekabete dayanamadı. Pek çok mağaza kepenk kapatırken, yıllardır Ulus’ta esnaflık yapan işletme sahipleri de dayanacak güçleri kalmadığını söylüyor. 100. Yıl, Anafartalar, Ulus Şehir Çarşısı esnafına bir dokunan bin ah işitiyor.

GÖZ ARDI EDİLİYORUZ

Ulus esnafı, yaşadıkları sıkıntının sebebini AVM’lere olduğu kadar kendilerini göz ardı eden yöneticilere ve Ulus’un sosyolojik yapısının değişimine de bağlıyor. Çarşı içinde boşalan dükkanlar, ‘devren kiralık, kapatıyoruz’ yazıları ise esnafın durumunu özetlemeye yetiyor. AVM’lerle rekabet etmelerinin imkansız olduğunu söyleyen Ulus esnafı, “En azından pazar günü kapatsınlar o gün biz iş yapalım” diyorlar. Yöneticilerin kendilerini göz ardı etmelerinin sebebini ise “Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mantığıyla bizi kaybetmeyi göze aldılar” diye açıklıyorlar.

BAŞKENT’İN EN ESKİSİ

Ulus’taki Anafartalar Çarşısı Ankara’nın en eski kapalı alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyor. Ayrıca Başkent’te yürüyen merdivenin ilk yapıldığı yer de bu çarşı. Bu nedenle uzun süre Ankaralılar Anafartalar Çarşısı’nı ‘Yürüyen Merdivenler’ olarak adlandırdı. 2007 yılında yapılan terör saldırısında Anafartalar’ın dış cephe camlarının tamamı kırılmış, kısa sürede de tekrar yenilenerek, görkemli bir törenle açılmıştı.

EFSANE ÇÖKÜYOR

217 dükkan bulunan Anafartalar Çarşısı’nın esnafı bugünlerde tam anlamıyla kan ağlıyor. Çarşının uzun koridorlarında tek bir müşteri bile göze çarpmıyor. Esnaf sinek avlıyor. Çarşının kıdemli esnaflarından Zafer Kurnaz, “Önceden müşteri bize yalvarırdı, şimdi biz müşteriye yalvarıyoruz” diye isyan ediyor. İşlerinin gittikçe kötüye gitmesinden yakınan esnaf açılan AVM’lerin gün ve saat sınırlaması içerisinde çalışmasını talep ediyorlar. Çarşının caddeye bakan bölümündeki dükkanlar, son çare olarak vitrinlerini kaldırıp, sosyete pazarı görüntüsüne bürünmüşler.

MÜŞTERİ HAKLI

Vatandaşın harabe gibi çarşı merkezlerine girmeye korktuğunu dile getiren esnaf müşteriyi haklı görüyor. 100. yıl Çarşısı esnafı, AVM’lerin varlığı yetmiyormuş gibi bir de kendi fiziki koşulları ile mücadele ediyor.

KİRALAR BELLERİNİ BÜKTÜ

100. Yıl esnafının en öncelikli sıkıntısı 2 yıl içerisinde 10 kat artan kiralar. Mülkiyeti İl Özel İdaresine ait olan binadaki esnaf, kira konusunda yönetimle davalık oldu. Kriz dönemi gerçekleştirilen kira artışının kendilerini olumsuz etkilediğini dile getiren Ali Akça, bir yıl önce dükkanını kapatan esnaftan sadece biri. Kirasını ödeyemediği için dükkanına kilit vuran Akça şunları söylüyor: “Çarşımızda en büyük sorun kiralarda yapılan artıştır. Burada İl Genel Meclisi’nin burnunun dibinde iş yapıyoruz. Gelip şu kapıda bir saat otursalar buradaki insanların gün içerisinde ne kadar iş yaptıklarını görürler. Bizim kira bedelimizi oturdukları yerden değil gelip buradaki iş hacmini görerek karar versinler.”

MÜŞTERİ GİRMEYE KORKUYOR

77 dükkan bulunan 100. Yıl Çarşısı’nda yaklaşık 20 dükkan kapalı. Kapalı dükkanların çarşıda soğuk bir hava estirdiğini söyleyen Ertuğrul Güngör ise günde en fazla 10 müşterinin dükkanına geldiğini bunlardan da sadece 2 ya da 3′ünün alışveriş yaptığını belirtti. 11 yıldır 100. Yıl Çarşısı’nda esnaflık yaptığını belirten Güngör, “Müşteri buraya girmeye korkuyor. Dükkanlar boş, içerde hareketlilik yok, merdivenlerimiz çalışmıyor, etraf yıkık dökük. Cebinde parası olan alışveriş yapmak isteyen vatandaş neden böyle bir yere gelsin” diye soruyor.

ETRAF DELİK DEŞİK

Çeyrek asırdır 100. Yıl Çarşısı’nda esnaflık yapan Muhsin Koloğlu ise AVM’lerin yeterince kendilerini sıkıntıya soktuğunu, en azından fiziki koşulların düzeltilmesi gerektiğini söylüyor. Çarşıların içi kadar dış çevresinde de aynı fiziki sıkıntıların yaşandığını söyleyen Koloğlu, “Sanki vatandaş buralara gelmesin diye etrafımızı delik deşik ediyorlar” diyor.

Refika KARABACAK / Gazete Habertürk (Ankara)

İşte CHP’nin yeni kadrosu

Mayıs 23rd, 2010 |


CHP’nin 33. Olağan Kurultayı’nda, 80 kişilik PM ve 15 kişilik YDK üyelikleri seçim sonuçları açıklandı.
23 Mayıs 2010 Pazar, 09:12:42
İlgili Haberler”Emrinizdeyiz ama lütfen dikkatli olun”"Sokak jargonu”"Partiye yapılmak istenen operasyon tutmadı”CHP’de liste gerilimiTüm ilgili haberlerCHP 33. Olağan Kurultayı, Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu(YDK) üyelikleri için yapılan seçimin sonuçlarının açıklanmasıyla sona erdi. Gürsel Tekin ve Önder Sav, PM’ye en az oyla giren iki isim oldu.

80 kişilik PM’ye, Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu listesinden 12 kişi girdi. Yüzde 20 kadın kotasının da uygulandığı platform üyeleri ve aldığı oylar şöyle:

Engin Altay (835), Ufuk Ataç (797), Berhan Şimşek (751), Turgut Dibek (744), Osman Coşkunoğlu (743), Rıza Yalçınkaya (736), Seyhan Erdoğdu (727), Ali Koçal (717), Derviş Günday (711), Sema Kendirci (702), Faruk Demir (680), Birgen Keleş (514)

Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri şöyle:

Polat Akbulut, Mehmet Boztaş, Kemal Cengizoğlu Avni Çelebi, Göksel Demirtaş, Gökhan Durgun, Orhan Eraslan, Selçuk Eratkuş, Füsun Gökçe, Selahattin Öcal, Murat Haluk Öncel, Seyit Özanarat, Türkan Öztekin, Saliha Ülkü ve İbrahim Yılmaz.

PM’nin diğer üyeleri ise şu isimlerden oluştu:

Oya Araslı (1091), Necla Arat (1100), Metin Arifağaoğlu (1108), Yücel Artantaş (1092), Deniz Pınar Atılgan (1102), Sencer Ayata (1113), Işık Bildacı Ayata (1112) , Enver Aysever (1112), Aydan Baran (1111), Süheyl Batum (1108), Gülsün Bilgehan (1110), Tekin Bingöl (1096), Mevlüt Coşkuner (1112), Behçet Çağlar (1112), Asuman Çakmakçı (1110), Hikmet Çelik (1098), Soner Çetin (1110), İzzet Çetin (1097), Mesut Değer (1030), Mahmut Duyan (1105), Didem Engin (1109), Nevin Gaye Erbatur (1097), Ali Rıza Ertemur (1112), Abdurrezzak Erten (1094), Mehmet Faraç (1113), Neriman Genç (1111), İsa Gök (1094), Gökhan Günaydın (1100), Mehmet Zeki Gündüz (1113), Hurşit Güneş (1109), Hülya Güven (1109), Mehmet Kaban (1111), Sait Korkmaz Karaca (1107), Eşref Karaibrahim (1111), Hüseyin Karakoç (1111), Haluk Koç (1107), Nihat Matkap (1104), Şahin Mengü (1110), Rıfat Nalbantoğlu (1091), Hakkı Suha Okay (1103), Kerem Ekrem Oktay (1095), Melda Onur (1108), Umut Oran (1105), Oğuz Oyan (1082), Ensar Öğüt (1091), Malik Ecder Özdemir (1114), Abdullah Özer (1114), İhsan Özkes (1063), Mehmet Ali Özpolat (1108), Faik Öztrak (1080), Atilla Sav (1080), Önder Sav (978), Çetin Soysal (1084), Murat Fehmi Sönmez (1111), Mehmet Süne (1105), Veli Gündüz Şahin (1102), Halide Jale Tamzok (1109), Semra Tanülkü (1113), Fatma Füsun Tatlıdil (1113), Gürsel Tekin (814), Cahide Tunç (1106), Ayhan Yalçınkaya (1107), Hüseyin Yaşar (1107), Azmi Yıldız (1109), İrfan Hüseyin Yıldız (1102), Nuran Yıldız (1109), Sacid Yıldız (1101) ve Alaattin Yüksel (1096)

Geçen dönem PM’de görev yaparak yeniden seçilen üyeler:

Berhan Şimşek, Rıza Yalçınkaya, Derviş Günday, Faruk Demir, Birgen Keleş, Oya Araslı, Necla Arat, Yücel Artantaş, Deniz Pınar Atılgan, Aydan Baran,Tekin Bingöl, Mevlüt Coşkuner, Mesut Değer, Mahmut Duyan, Nevin Gaye Erbatur,Abdurrezzak Erten, Neriman Genç, Gökhan Günaydın, Hüseyin Karakoç, Şahin Mengü, Ensar Öğüt, Malik Ecder Özdemir, Mehmet Ali Özpolat, Faik Öztrak, Atilla Sav, Önder Sav, Çetin Soysal, Cahide Tunç.

LİSTE DIŞI KALANLAR
Eski Genel Başkan Deniz Baykal yönetiminde yer alan Parti Sözcüsü, Genel Sayman Mustafa Özyürek, Genel Başkan Yardımcıları Onur Öymen, Yılmaz Ateş, Cevdet Selvi, Bihlun Tamaylıgil, Genel Sekreter Yardımcıları Algan Hacaloğlu, Mehmet Sevigen, Nur Serter listede aday gösterilmedi.

Hoşgeldin Konya!

Mayıs 23rd, 2010 |


Konyaspor, Altay ile yenişemeyerek Kardemir Karabükspor ve Bucaspor’dan sonra Turkcell Süper Lig’e yükselen son takım oldu.23/05/10 12:46 Foto Galeri Altay-Konyaspor!Galeriye gitmek için tıklayınızTurkcell Süper Lig’e yükselen son takım Konyaspor oldu. Yeşil-Beyazlı ekip, 18. dakikada Molina’nın attığı golle geriye düşmesine rağmen ikinci yarıda oyuna giren Ramazan’ın 62. ve 68. dakikada attığı gollerle durumu 2-1′e getirdi.

88′de Yiğitcan’ın golü Altay’a yetmedi ve Konyaspor, Kardemir Karabük ve Bucaspor’dan sonra mutlu sona ulaşan son takım oldu…

Son dakikaların nefesleri kestiği karşılaşmada 89. dakikada Altay kalecisi Soner, rakibine yumruk attığı gerekçesiyle kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı…

İlerleyen dakikalarda başka gol olmayınca Konyaspor, Kardemir Karabükspor ve Bucaspor’dan sonra Süper Lig’e yükselen son takım olmayı başardı…

ALTAY: 2 – KONYASPOR: 2

STAT: Atatürk Olimpiyat
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Bülent Gökçü, Aleks Taşçıoğlu
ALTAY: Soner, Yüksel, Mehmet Budak, Yiğitcan, Mesut (Dk. 72 Zafer Biryol), Musa Sinan (Dk. 59 Onur), Ercan, Musa Çağıran, Molina (Dk. 68 Cenk Ahmet), Burak, Şehmus
TEKNİK DİREKTÖR: Güvenç Kurtar
KONYASPOR: Haluk, Ömer, Ahmet Görkem, Volkan (Dk. 46 Mehmet Şen), Kaue, Erdal, Zafer, Ufukhan, Uğur (Dk. 56 Abdulvahit), Mehmet Ayaz (Dk. 30 Ramazan), Eser
TEKNİK DİREKTÖR: Ziya Doğan
GOLLER: Dk. 18 Molina, Dk. 87 Yiğitcan (Altay), Dk. 62 ve 68 Ramazan (Konyaspor)
KIRMIZI KART: Dk. 89 Soner (Altay)
SARI KARTLAR: Dk. 6 Volkan, Dk. 45 1 Haluk, Dk. 78 Ufukhan, Dk. 90 Eser, 90 2 Zafer (Konyaspor), Dk. 12 Mehmet Budak, Dk. 45 2 Musa Sinan, Dk. 70 Şehmus, 90 1 Yüksel (Altay)

İLK YARIDAN POZİSYONLAR
9. dakikada sağdan Molina’nın ortasında ceza alanı içinde Burak’ın yarım vole vuruşunda, top kaleci Haluk’ta kaldı.
18. dakikada Yüksel’in sağdan ortasında arka direkte iyi yükselen Molina, kafa vuruşuyla topu filelere göndererek, Altay’ı 1-0 öne geçirdi.
28. dakikada Eser’in ceza alanı dışından sert şutunda, Ercan’ın da ayağına çarpan top direğin yanından kornere çıktı.
37. dakikada Ercan’ın pasıyla sağdan ceza alanına giren Burak’ın çaprazdan sert şutunda, kaleci Haluk topu üstten kornere çeldi.
41. dakikada ceza alanı dışından Musa Çağıran’ın sert şutunda, top az farkla yandan auta gitti.

Karşılaşmanın ilk yarısı 1-0 Altay’ın üstünlüğüyle sona erdi.

İKİNCİ YARIDAN POZİSYONLAR
58. dakikada soldan Burak’ın ortasında, ceza alanı içinde müsait durumda topla buluşan Molina’nın vuruşunda, top kaleci Haluk’ta kaldı.
62. dakikada soldan Kaue’nin kullandığı korner atışında, savunmanın uzaklaştırmaya çalıştığı topa ceza alanı hemen dışında sol çaprazda Ramazan, gelişine sert vurdu. Savunmada Yüksel’e de çarpan meşin yuvarlak direğin dibinden filelere gitti: 1-1
68. dakikada orta alanda topu kapan Mehmet Şen’in Yiğitcan ile girdiği ikili mücadelede ceza alanı dışından sol çaprazda topu önünde bulan Ramazan, aşırtma bir vuruşla öne çıkan kaleci Soner’in üzerinden meşin yuvarlağı ağlara göndererek, takımının ve kendisinin 2. golünü attı: 2-1
75. dakikada ceza alanı dışında topla buluşan Erdal’ın sert şutunda, top kaleci Soner’den döndü. Dönen topa ceza alanı içinde bir kez daha Erdal’ın vuruşunda, yere çarpıp havalanan topu kaleci Soner kornere çeldi.
79. dakikada ceza yayı üzerinde serbest vuruş kullanan Zafer Biryol’un sert şutunda, kaleci Haluk’un tokatladığı topu savunma uzaklaştırdı.
83. dakikada Mehmet Şen’in pasıyla soldan ceza alanına giren Erdal’ın sert şutunda, top üstten auta gitti.
85. dakikada ceza alanı içinde topla buluşan Eser’in, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vuruşunda, top yandan auta çıktı.
87. dakikada sağdan Onur’un ortasında arka direkte Burak’ın kafayla indirdiği topu ceza alanı içinde Yiğitcan, düzgün bir vuruşla ağlarla buluşturdu: 2-2

Kalan dakikalarda Altay’ın çabası galibiyet golüne yetmedi ve 2-2 berabere biten maç sonunda Konyaspor, Kardemir Karabükspor ve Bucaspor’dan sonra Turkcell Süper Lig’e çıkan son takım oldu.

 

- Toplist
Zirve100 Sayac
WebServis.Gen.Tr gazeteler bedava sms gzel szler tckimlik melodi polifonik melodi mp3 komik salk iq testi
tc kimlik bedava polyphonic melodi oyun hileleri TC kimlik no